Global Isınmada İki Derecelik Artış Nelere Yol Açar?

Suriye’de savaşta annelerini kaybeden çocukların saçlarına ilk kez örgü yapıldı
31 Ağustos 2018
Suudi Arabistan’ın çılgın kanal projesi start aldı
31 Ağustos 2018

Dünya iki santigrat daha ısınırsa, yıkımın eşiğine gelmiş olacak. Birleşmiş Milletler, bunu önlemek amacıyla, global sıcaklık ortalamasını endüstri öncesi dönemin düzeylerinin de altına indirmeyi amaçlayan uluslararası Paris Anlaşması’nı imzaya açtı. Şayet tertip etmeler vaktinde gerçekleştirilebilirse, fabrikalar havaya sera gazı yaymaya başlamadan önceki günlerde, mavi Dünya’mızın neye benzediğini görme talihine sahip olabileceğiz. Son 20 senedeki, küresel ısınmayla alakalı bütün araştırma, anlaşma ve uygulamalarda “iki derece” üzerinde duruldu. Mevzubahis iki dereceyi bu kadar önemli kılan nedir?
1975 seneninde, etraf ekonomisti William Dawbney Nordhaus, ısınmakta olan gezegeni küresel ekonomi için bir tehdit olarak gördüğünü izah etti. Nordhaus, Uluslararası Uygulamalı Sistem Analizi Enstitüsü’ndeki araştırmacılara, “Karbon dioksiti kontrol edebiliyor muyuz? Sorusunu sordu. Nordhaus’a göre, insan kaynaklı karbondioksitin küresel ortalama sıcaklıkta yaratacağı 2 °C artış, iklimleri son birkaç yüz bin senede hiç görülmemiş biçimde değiştirecek.
Bir iktisatçı neye dayanarak ve neden iki derecenin üzerinde duruyordu? Nordhaus, bunu kendi tahminlerine değil, bilimsel verilere dayandırarak ileri sürmüştü. Karbon dioksitin gezegeni ısıttığı biliniyordu. Nordhaus, sadece atmosferdeki konsantrasyonun iki katına çıkması vaziyetinde ne olacağını hesapladı. Bu vaziyette da küresel artış 2 °C ısınmaya eşit çıkıyordu. Nordhaus ayrı olarak, 2030’lu senelerde “tehlikeli günlere” girileceğini de öngördü.
Bilim insanları, Nordhaus’un ikazından sonraki 20 sene süresince, insan kaynaklı sera gazları sebebiyle artan sıcaklık tehditine karşı ikazda bulundu. 1992’de, iklime yönelik tehlikeli insan müdahalelerini önlemek için BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM Farklığı Üzerine Çerçeve Sözleşmesi tertip etse de, artan emisyonlar veya yükselen global sıcaklık ile ilgili rastgele bir sınırlama getirmedi. İki derecelik bir kararın alınabilmesi için dört yıl daha geçti ve nihayetinde Avrupa Konseyi çevre bakanlarının harekete geçmesiyle bir karara varıldı. Birleşmiş Milletler, Nordhaus’un “iki derece” ikazından 40 yıl sonra, 2016’daki Paris Anlaşması’nda nihayet iki derece sınırını tanımış oldu.
İlk duyulduğunda, iki derecelik ısı artışı önemsiz görünebilir. Günlük sıcaklıklardaki iki derecelik ısı dalgalanmalarının farkına dahi varılmaz. Ancak, küresel ısınma ve iklim farklığı konuları, uzun vadede ortaya çıkacak tesirleri kapsamaktadır. 20. asrın ortalama global sıcaklığı takriben 14 °C olarak hesaplanmaktadır. 1880’den günümüze kadar ısı hemen hemen tam bir derece artmış ve bu artışın üçte ikisi, 1975’ten sonra, başka bir deyişle Nordhaus’un ikazından sonra gerçekleşmiş vaziyettedir. Dünya şu anda erişmiş olduğu ısınma düzeyine en son 11.000 yıl önce erişmişti. Havanın ve karaların ısınması için ihtiyaç duyulan olan enerjiyle, gezegenimizin % 70’ini kaplayan ummanlardaki muazzam miktardaki suyu ısıtmak için şart olan enerjiyi de topladığımızda, küresel sıcaklık ortalamasının iki derece artabilmesi için, sıcaklık artışının aslında 2 °C’den daha fazla olduğu mananına gelmektedir.
Eylemlerimizin neticelerini yaşıyoruz ve bu yüzden hava vaziyeti geçmişte olduğundan daha garip olaylarla dolu. 2017’de Houston’u vuran Harvey kasırgasıyla gelen benzeri görülmemiş yağış, insan kaynaklı iklim farklığı hasebiyle muhtemelen 10 kat daha fazla oldu. Nitekim, İklim Değerlendirme Merkezi, son vakitlerdeki aşırı yağışların 1950’li senelerden beri daimi olarak arttığı neticenine varmıştır. Bu arada Kaliforniya’da da görüldüğü gibi kuraklık ve sıcak hava dalgaları da yoğunlaşmıştır ve son senelerdeki yağışların sene içindeki miktarı azalmış, kuraklık ve yangınlar yaygınlaşmıştır.
Ve artık çok yaklaşan 2 °C sıcaklık artışına eriştiğimizde, dünya ekonomilerini, tarımını, bütün altyapı ve iklim modellerini kökten etkileyecek bir vaziyetle karşılaşacağız. Yükselen sıcaklıklar, mercan resiflerine ve Arktik bölgelerdeki canlılar da dahil olmak üzere, alışamayan ekosistemlere ve türlere büyük zarar verecek. Grönland buzul tabakasındaki ve Arktik bölgedeki erimenin gittikçe daha hızlı oranlarda gerçekleşmesi nedeniyle deniz düzeyinin 5 ila 10 metre arasında yükselmesi, kıyısı olan ülkeleri büyük toprak kaybıyla ve küçük adaları tamamiyle sular altında kalma rizikosuyla karşılaştıracak. 2 derecelik artış bir hayli ülkenin varlığını belirleyici olacak.
Ülkelere, iklim farklığının nedenleri ve tesirleri konusunda danışmanlık hizmeti veren bir kuruluş olan Devletlerarası İklim Farklığı Oturumu, son senelerde, belki iki dereceyi de geçebilecek ortalama sıcaklıkların, üç derece, dört derece veya daha yüksek bir düzeye çıkması vaziyetinde dünyanın nasıl bir hale geleceğini inceliyor. Önemli türlerin yok olmasına, global ve yerel kıtlıklara sebep olabilecek, dünyanın bir takım bölgelerinde açık havada çalışma ve yaşayabilmeye engel oluşturacak rizikoların hesaplarını yapıyor.
Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Hindistan gibi ülkeler, gezegenimizi 2 °C artış sınırının altında tutmak için, yalnızca CO2 emisyonlarını sınırlamakla kalmayıp, azaltabilirler mi? Tehlike geliyorum diyor. IPCC verilerine dayanan çalışmalar, yüzde 95 ihtimalle, en geç 2100 yılına kadar 2 °C sınırını da geçeceğimizi ve iklim farklığının zarar veren tesirlerinin, ülkelerin bugünkü tutumlarıyla durdurulamaz olduğunu belirtiyorlar. Nordhaus’un öngördüğü 2030’lu yıllara ise çok az bir vakit kaldı.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir