Dünyanın Bir Yerinde İkiziniz Olabilir Mi?

Windows 10 USB’leri Kaldırmaya İzin Verecek!
9 Nisan 2019
Otonom Araç Teknolojisinin İşe Yaramayacağının Farkına Varacağız
9 Nisan 2019

Yıllar önce yaşanmış bir olaydan önce bir bahsedelim. 2015 yılında Niamh Geaney adında 28 yaşında İrlandalı bir kadın, bir televizyon programından kendisine tamamen benzeyen yabancı ikizini bulmak için ilginç bir yarışmaya katılma teklifi aldı. 2 haftada sosyal medyanın altını üstüne getirerek ve mümkün olan her deliğe bakarak, kendisine tıpatıp benzeyen Dublinli Karen Branigan’ı buldu. Daha sonra ise Genova’dan Luisa Guizzardi’yi ve Sligo’dan Irene Adams’ı buldu. Görünüş olarak birbirlerine tamamen benzeyen bu dördüzler gerçekte akraba değillerdi.

Geaney hık demiş burnundan düşmüş bir kopyasını hiç beklemediği bir yerde bulan tek insan değil. Birbirinin ikizi olan insanların, ünlülerin kopyalarının ve sanat eserlerindeki kişilere benzeyenlerin bu kadar fazla olması sarsıcı bir ihtimale işaret ediyor:

Dünyada bir yerde size neredeyse tamamen benzeyen bir insan yaşıyor.

Bunu eşsizliğinize bir hakaret olarak ya da insanlığın ortak mirasına kanıt olarak görmek size kalmış. Her halükarda, özgünlük hikâyesi burada sona ermiyor çünkü yüz benzerliği ile ilgili bazı gerçekler genellikle gözden kaçıyor: insanların görsel algılama kapasiteleri birbirinden farklı ve bu farklılıklar diğerlerini ne kadar benzer algıladığımızı etkiliyor.

Bir uçta prosopagnozi yani “yüz körlüğü” hastalığından muzdarip insanlar bulunuyor. Yüz körlüğü olan bir hastaya bir fotoğraf gösterin, fotoğraftaki kişinin saç renginden yüzündeki ifadeye kadar pek çok soruyu cevaplayabilir. Ancak ondan fotoğraftaki kişinin kim olduğunu söylemesini isterseniz, fotoğraftaki kişi çok bilinen bir ünlü, hastanın yakın bir arkadaşı hatta kendisi bile olsa cevap vermekte oldukça zorlanır.

Diğer uçtaysa “süper tanıyıcılar” bulunur. Bu kişilerin yüzleri tanıma yetenekleri o kadar sıra dışıdır ki ne kadar güzel olsa da sosyal bir problemi de beraberinde getirir: Her yerde tanıdıkları insanları görürler, bu kişi birkaç yıl önce metroda sadece yanından geçip gittikleri biri olsa bile. Birçoğumuz bu iki ucun arasında bir yerdeyiz: Hepsini olmasa da gördüğümüz yüzlerce ya da binlerce kişiyi tanıyabiliyoruz.

Ayrıca, insanların belirli tip yüzleri ve belirli insanları tanıyabilme kapasiteleri de birbirinden farklı. Örneğin, psikologların insanların çevrelerinde yaşayanların dışındakileri birbirinden ayırt etmeyi zorlaştıran ırk ayrımı etkisi adını verdikleri bir etki var. Ya da tek yumurta ikizlerini düşünün: Pek çok insan için ayırt edilemeyen bu kişiler yakın arkadaşları ve çevrelerindeki bir avuç insan tarafından deneyimleriyle kazandıkları ipuçları sayesinde ayırt edilebilir olurlar.

Dışarıdakiler, hatta diğer ikizler için bile iki insanın birbirine benzeyebileceği en üst düzeyde birbirine benzeyen bu ikizler ebeveynleri için sürekli gördükleri ve ayırt etmek için gerekli motivasyona sahip oldukları benzersiz kişiler.

Yüzler arasındaki benzerliği anlamaya çalışırken, yüz algılama ile ilgili çalışan araştırmacılar “yüz alanı” diye bir kavrama başvuruyor. Karşılaştırma olarak, bir nesnenin yerini 3 boyutlu fiziksel mekânda bir nokta olarak nasıl tarif edebileceğinizi düşünün.

Bir yüzün pozisyonunu soyut ve çok boyutlu bir algılanan özellikler alanında betimleyerek aynı şeyi yüz gibi akli bir nesne için de yapabilirsiniz. Düzlemdeki her bir nokta bir yüzü işaret eder. Yakındaki noktalar benzer yüzlere karşılık gelirken, uzaktakiler farklı görünen yüzleri temsil eder.

Bu “yüz alanında bir nokta” kavramı hikâyenin sadece bir kısmı. Şair Walt Whitman insanların katmanlara sahip olduğunu söylemiş. Bu katmanlar arasında geçiş de yapabiliyoruz. Yaşlanma, utanma, boyama, diyet yapma, saçların dökülmesi, bronzlaşma, gülümseme, terleme, korkma, tıraş olma, piercing, botoks ve photoshop gibi olaylar kişilerin görünümlerini değiştirir.

Bu yüzden görsel kimliğimiz tek bir görüntü yerine pek çok görüntünün yüz alanında puslu bir yörünge oluşturmasıdır. Bizi tanımak isteyenlerin bunu bütün bu değişikliklere rağmen yapmaları gerekir. Ve genellikle, yaparlar da.

Bu bağlamda, görsel öğrenme yüz alanının kişinin görsel çevresinin gerektirdiği biçimde aktif olarak bükülmesi olarak düşünülebilir. Bu çevre yüz alanının dar bir bölgesinde hassas bir değişiklik yapmanızı gerektirirse, kişinin görsel sistemi buna adapte olur ve bu da yüz alanının bükülmesine neden olur.

Örneğin, ikiz büyüten ebeveynlerin karşılaştıkları çevre, ebeveynlerin görsel sistemlerinin sanki kavga eden iki kişiyi birbirinden ayırır gibi ikizlerin yüzlerinin temsillerinin birbirinden ayrılmasına neden olur.

İnsanların birbirlerine benzediklerini söylemek sadece diğerleri ile ilgili değil, kendimizle de ilgili bir ifadedir. Bunun nedeni yüz alanının psikolojik, yani kişiye özel olması ve kişinin yüz tanıma yeteneklerinin yanı sıra öğrendikleri görsel deneyimleri de yansıtmasıdır. Çevre ve tercihlerimiz farklılaştığında, yüz alanları da birbirinden farklılaşır. Bu yüzden de görünüşte algılanan bu benzerlik hem gözlemciyi hem de gözleneni yansıtır. Bu geniş benzerlik görüşü yabancı ikiz kavramını karmaşıklaştırıyor. Yüz körlüğü olan veya acemi insanlar için, birbirine benzeyen insanlar bol miktarda. Süper tanıyıcılar veya tecrübeliler içinse birbirine benzeyen iki insan yok.

Peki, öyleyse dışarıda bir yerlerde size tamamen benzeyen biri var mı?

Bu tam olarak ne kastettiğinize bağlıdır. Benzerliğin düzenlenmiş tanımı ne olursa olsun, gözlemci ve gözlenen arasındaki bağlantıya uymak zorundadır. Bir muhtemel düzenleme- bunu “Tıpatıp Benzer“ diye adlandırabiliriz- sadece eğer hiç kimse bütün hayatı boyunca maruz kalmasına rağmen bu iki kişiyi birbirinden ayırt etmeyi öğrenemezse bu iki insanın birbirine tamamen benzer olduğunu söylemek olur.

Bu tanım çok katı olduğu ve iki insanın birbirine benzeyebileceği en üst seviyede birbirine benzeyen tek yumurta ikizlerine dahi uymadığı için size tıpatıp benzeri yabancı bir ikizinizin olması oldukça imkansızdır.

Bu tanımı biraz genişletirsek, iki kişinin birbirine tıpatıp benzeri olduğunu eğer “tecrübesiz” hiç kimse bu iki kişiyi birbirinden ayırt edemezse söyleyebiliriz. En iyi yüz tanıyıcıların sıra dışı yetenekleri onları kandırabilecek benzerlikte iki kişi bulmanın oldukça zor olduğunu gösteriyor. Tanımı biraz daha genişletirsek, iki kişinin birbirine tıpatıp benzeri olduğunu olduğunu eğer “tecrübesiz ve ortalama” hiç kimse bu iki kişiyi birbirinden ayırt edemezse söyleyebiliriz. Böyle bir durumda, bir yerlerde yabancı bir ikizinizin olması olası görünüyor.

Dünya üzerinde bu güne kadar yaşamış insanların sayısı tahmini olarak yaklaşık 100 milyar. Bunun anlamı, arkadaşınız sandığınız ya da herhangi bir ünlüye benzettiğiniz her bir kişi için eğer tanışmış olsanız daha fazla benzer bulacağınız onlarca, yüzlerce hatta binlerce insan mevcut.

Dünyada bir yerlerde, başka bir yer veya zamanda, ortalama bir insanın sizden ayırt edemeyeceği derecede size benzeyen yabancı bir ikiziniz var.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir