Dolar neden bu kadar önemlidir?

Dünyanın en yaşanılabilir şehirleri
14 Ağustos 2018
Yerli malı ürünler nelerdir?
14 Ağustos 2018

Birinci dünya savaşı sonrası dolar ( FED ) üzerinden dünya para dolaşım hakimiyetini ele geçiren ABD; 2.dünya savaşı sonrası dünya petrol hakimiyetini de eline geçirmiştir. 1945’te başkan Truman döneminde dünyada yürürlüğe sokulan Bretton Woods anlaşması sonrası dünya dövizlerinin ABD dolarına, doların ise altın karşılığına endekslenmesi öngörülmüş ve bundan dolayı Amerikan İmparatorluğu ile sembolleşen Amerikan Yüzyılı başlamıştır.
Aralık 1971 tarihinde Başkan Nixon döneminde Bretton Woods anlaşması iptal edilmiştir. Bu biçimde 70’li yıllarda ABD’de uygulama geçirilecek Milton Friedman ve Friedrich Hayek’in başını çektiği neo – liberal / borç – tüketim serbest ekonomisinin tüm dünyada ” güç ve kaynak ihtiyacını ” büyük oranda karşılayacak karşılıksız dolar basımının yolu açılmış bulunmaktadır. 1973’de ortaya çıkan petrol krizi sonrası Arap petrolünün dolara yönlendirilmesi neticesi dolara isteğin istikrarı sağlanarak petro- dolar kavramı ortaya çıkmış, Amerikan yüzyılı “yeni dünya düzeni”adı altında tekrar kaydedilmiştır.
Dolayısıyla dünyada en sıklıkla kullanılan döviz para birimi olan dolar ABD’nin dünyayı kontrol altında tutmanın en önemli araçlarından birisi olarak görülmektedir. Kimilerine göre ABD’nin dünya ekonomisinde dolaşımda olan kanı olup, dolara kast etmek cana kasıt olarak algılanmakta, savaş sebebi sayılmaktadır.
Karşılıksız da olsa dolar basma yetkisi FED’te olup, bilinenin aksine FED ve bundan dolayı dolar devlet mülkiyetinde değil Wall-Street’in ünlü şişman kedilerinin mülkiyetindedir. Doların mevcut statüsüne karşı girişimler Başkan A.Lincoln ve çok sonrası J.F.Kennedy zamanlarına rastlamış olup, başkanların muğlak akıbetleri bugüne kadar dahi gizemlerini korumuş bulunmaktadır.

Bugün kuramsal olarak dünya da bitcoin furyasını da içeriğinde barındıran 900 Trilyon dolarlık Sanal Ekonominin 70 trilyon dolarlık Reel karşılığı vardır ve bilanço 830 Trilyon dolarlık dolarlık “Sanal Açık” vermektedir. Yine kuramsal olarak 900 Trilyon dolarlık Online prosedür hacmini içine alan ” Sanal Paranın ” %1 ‘i dahi nakte çevrilmek istense ortaya 9 Trilyon dolarlık devasa likit para ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Buzdağının görünmeyen yüzünü temsil eden, yasal ve akademik olarak henüz formatlanamayan bu sanal piyasalar ya kontrol altına alınamamış veya alınmak istenmemiş ancak sonuç olarak bütün dünya tabiri caiz ise ” Kumarhaneye” dönmüş bulunmaktadır. Üstelik ABD ‘den Japonya’ya İtalya’dan İrlanda ve Güney Kıbrıs’a kadar bütün ülkelerin (GOP ülkeleri hariç ) yalnızca kamu borçlarının GSMH’ya oranları %100 ve üzerinde batağa saplanmışken ” Bilanço Gereği ” alacaklıların kim olduğu konusunda kamuoyunda hiçbir uygun açıklama ortaya çıkmaması gerçekten çok enteresan bir durum arz etmektedir.
2008 mega krizi sonrası QE adı altında karşılıksız basılıp piyasalara sürülen trilyonlarca doların neredeyse yarısının global piyasalarda artık hakimiyeti eline geçiren Wall-Street merkezli finans tekellerinin kasalarına aktığı belirlenmiştir . 1972 yılında Nixon döneminde iptal edilen Bretton Woods’tan bu yana piyasalara karşılıksız sürülen ve kağıt maliyeti 6 cent olan doların dünya dolaşımındaki kümülatif miktarı ise ne tuhaftır ki kamuoyunda tam anlamıyla bilinmemektedir.
Dünya parası konumuna gelmiş olan ABD doları Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dış ticaretlerinde kullanmakta oldukları para birimidir. Türkiye iç piyasasında TL bazında üretmiş olduğu değeri dış ticaretinde cari açığı dahil dolar olarak karşılamak zorunda olup , USD/TL paritesi yani kuru enflasyonundan faiz oranlarına kadar ülkenin ekonomik hayatını tam anlamıyla belirleyici bir konumdadır.
Türkiye açısından hayati öneme sahip dolar ( döviz ) girişlerini 4 ana kalemde kısaca özetlemek mümkün olabilir:
Yabancılara mal / hizmet karşılığı elde edilen dövizler: İhracat, turizm, sigorta, taşımacılıktır.
Cari Transferler yoluyla gelen dövizler: Hibeler , işçi havaleleri
Yabancıların direkt olarak yatırım yolu ile gelen dövizler: (istihdam yarattığı için en makbul kalıcı döviz kabul edilir ) , mal üreten : fabrika , işletmeler , hizmet üreten : banka , sigorta , taşımacılık , marketler , enerji vs’dir.
Sıcak Para – Yabancıların TR’ye finansal kısa yatırım amacıyla getirdikleri dövizler : (Portföy ; BİST , DİBS , mevduatlar , yurt dışından alınan krediler ) …
Net hata Noksan ( kaynağı belli olmayan döviz girişleri )
SONUÇ :
Türkiye’de dolar ile karşılanması zorunlu kısa vadeli borçların tutarı bunun 40 milyar doları cari açık olmak suretiyle aşağı yukarı 210 milyar USD’dır. İhraç kaleminin dahi % 60’ının hammadde, yarı mamul , yakıt ve enerji gibi ithal girdiler olduğu göz önüne alındığında açık pozisyonu ise 450 milyar dolar civarındadır.
Ana döviz girdi kalemlerinden olan Turizm ; Rus uçağının düşürülmesi , AB ve bilhassa Almanya ile ilişkilerin bozulmasından bu yana problemli durumdadır. Batı turisleri Antalya ve Bodrum bölgesi gibi güneş ve denizi seven turistler olup , Turizm tesisleri bu turist tipine göre biçimlenmiş durumdadır. Batı turistlerine alternatif olarak gösterilen Çin veya Japon turistleri ise güneş ,deniz değil Kapadokya bölgesi gibi kültür, tabiat seven turist tipi olup Batı turistlerini telafi edemez konumdadır.
Doğrudan yatırımcıların ana gövdesini oluşturan AB bundan dolayı Avrupalı yatırımcılar ile güven problemi yaşandığı göz önüne alınırsa bu kalem şu aşamada iç açıcı durumda değildir. AB’nin hibelerini sınırlaması sembolikte olsa Avrupalı yatırımcıların gözünde prestij açısından olumsuz bir gidişat olarak algılanmaktadır. Net hata noksan kalemi ise Türkiye’nin başına bazı zamanlar ciddi problemler çıkarmaktadır.
Dolar girişi için bu aşamada geriye kalan en etkili alternatif sıcak para girişinin istikrarlı olarak sağlanması yönündedir. Sıcak para girişi , doların denetimi veya düşürülmesi için TCMB elinde politika faizi dışında daha etkili silah bulunmamaktadır. Faiz lobisi veya dış mihrak bahane veya refleksi temeli kapitalizme dayanan global ekonominin gerçeklerinden uzak duygusal tepkilerden öteye gidemediği gibi reel para politikasına da zarar verdiği görülmektedir.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir