Diplomat Şair: Saint – John Perse

Tokat Kaleleri
25 Ocak 2019
Stres Giderici Öneriler
25 Ocak 2019

Nobel Edebiyat Ödüllü (1960) Fransız şair, yazar ve diplomat Saint – John Perse (asıl adı Marie – René Alexis Saint – Léger Léger ), on yedinci yüzyılda Fransız Antilleri’ne yerleşen ve on dokuzuncu yüzyılın sonunda Fransa’ya geri dönen çok eski bir Bourguignon ailesinin oğlu olarak 31 Mayıs 1887’de Karayipler’in Guadeloupe adasındaki Pointe-à-Pitre’de dünyaya geldi.

Saint – John Perse, Bordeaux Üniversitesi’nde hukuk okudu ve siyaset bilimine duyduğu özel ilgi nedeniyle 1914’te diplomat olarak çalışmaya başladı. Önce Pekin büyükelçiliğinde, daha sonra on bir dönem başbakanlık yapan ve 1926 Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Aristide Briand’ın hükümetlerinin Dışişleri Bakanlığı’nda görev yaptı. 1921’de Washington’da bir dünya silahsızlanma konferansında, Briand tarafından asistan olarak seçildi ve Paris’te, Çin’de kaldığı süre boyunca yazdığı “Anabasis” şiirini yayınlaması için onu cesaretlendiren şair Valéry Larbaud ile tanıştı.

Saint – John Perse, savaş döneminde başkanlığını Mareşal Philippe Pétain’in yaptığı ve Almanya’ya bağlı Vichy rejimi sırasında nazi karşıtı duruşu nedeniyle 1940’ta Amerika’ya gitti. Vichy hükümeti tarafından tüm vatandaşlık haklarından ve mülklerinden mahrum edilen Saint – John Perse, Harvard Üniversitesi’nin yaptığı öğretim üyeliği teklifini kabul etmedi ve 1941’den 1945 yılına kadar “Kongre Kütüphanesi”nde danışman olarak çalıştı. Savaştan sonraki yıllarda diplomatik kariyerini sürdürmek istemedi. 1950’de “Ambassadeur de France” (büyükelçi) unvanıyla emekli oldu ve Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşti. 1957’de Amerikalı arkadaşları ona Fransa’nın Giens kentinde bir villa hediye edince zamanını iki ülke arasında paylaştırdı. 1958’de Amerikalı Dorothy Milburn Russell ile evlendi.

Perse, 20 Eylül 1975’teki (88 yaşında) ölümünden birkaç ay önce, kütüphanesini, yazılarını ve özel belgelerini bugün bir araştırma merkezi olan Saint-John Perse Vakfı’na (Cité du Livre, Aix-en-Provence) bağışladı. Giens’teki evinde öldü ve yakınlarına gömüldü.

Perse Şiirinin İzlekleri

Perse, yankılı görkemli bir müziğe ve göz alıcı imgelere dayalı şiirler oluşturdu. Kullandığı takma ad, bir Pers gül bahçesindeki keşişin sesiyle, şerbet kokusuyla veya bir aslan avından sonra dağdan gelen ter ve deri kokusuyla, çöllerle ilişkilendirdiği şiirinin karakterinin anahtarıdır.

Perse’in şiirlerindeki yer, hareket, göç temaları, Antiller dönemi şiirlerinden başlayarak Anabasis’de iyice belirginleşen kalıcı temalar olmuştur. Anabasis kelimesi, Yunanca’da keşif, seyahat, macera ve yükselişe işaret eder. Bu aslında ruhun ta kendisidir, ama her şeyden önce topofilik (yer sevgisinin oluşturduğu derin bağ) sözcüklerle tasarlanır. Roger Caillois, şairin yaratısını “bir sürgün evreni” olarak tanımlar. Nobel ödülü kabul konuşmasında Perse, mekansal bir manevi arayış kavramını onaylıyor gibidir. Şiirsel ruhun büyük serüveni, insanın etik sonsuzdaki yürüyüşü ile ilgilidir. Yapıtlarının başlıkları (Rüzgarlar, Yağmurlar, Sürgün, Karlar, vb.), temel güçlerin uzayda oynanan dramalarının yanı sıra bu güçlerle ve diğer insanlarla iletişim halindeki insanın gururlu ve ayrık duruşunu da sezdirir.

Saint-John Perse’in, kübist ressam Georges Braque ile işbirliği, kuşlar üzerine şiirsel bir meditasyon olarak başladı ve görkemli bir şiire (Kuşlar) dönüştü. Sürgün, göçmen ve havanın “gemicileri” olan kuşlar, mevsimleri bir araya getirir. Hayata ve doğaya olan bağlılıkları, münzevidir. Uçurumların özgürlüğüne doğru kanat çırparak, kendilerini “gerçeklerin trajik kıyılarından” kurtarıp, insanın “sınırlarındaki” bir barış ve birlik duygusunu yeniden doğrulamak için uçarlar. Kuş “topos”u, Batı edebiyatındaki en zengin ve en ele avuca sığmazlar dan biridir: Özgürlük, gurur, yaratıcı fantezi ve İkarus hırsının simgesi, ezilenler için de sevinç ve kaçış.

Eserleri

Alexis Saint – Léger, eserlerini St. J. Perse ve Saint-John Perse takma adları altında yayınladı. Çocukluğunun izlenimlerini yansıtan çeşitli şiirlerden (Eloges / Övgüler, 1911) uzun bir süre sonra, 1916 ile 1921 yılları arasında görev yaptığı Çin’de, eleştirmenleri şaşırtan ve “bir Asyalının bir Batılıdan daha iyi anlayacağı” ileri sürülen, başında “La Gloire des Rois”nın (Kralların Zaferi) yer aldığı epik bir uzun şiir olan “Anabasis”i yazdı ve 1924’te yayınladı.

Perse, eserlerinin çoğunu, Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleştikten sonra yarattı. 1942’de, insanın ve şairin birleştiği, imgelemin tam anlamıyla hakim olduğu “Exil” (Sürgün), 1943’te “Poème à l’Etrangère” (Yabancı Bir Kadın İçin Şiir) ve “Pluies” (Yağmurlar), 1944’te “Neiges” (Karlar), 1946’da, insanın içinde ve dışında kopan fırtınaları, savaş ve barış rüzgarlarını anlatan “Vents” (Rüzgarlar), 1957’de denizlerle insanın zamansızlığını vurgulayan “Amers” (Acılar), 1960 yılında soyut bir destan olan Chronique (Kronik) yayınlandı. Aynı yıl, “insanın yükselen ideallerini ve zamanın koşullarını yansıtan şiiri” nedeniyle 1960 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 1961’de “Poésie” (Şiir), 1963’de “Oiseaux” (Kuşlar), 1965’te “Pour Dante” (Dante İçin), 1969’da “Chanté par celle qui fut là” (Oradaki Birinin Söylediği Şarkı), 1971’de “Chant pour un équinoxe” (Bir Ekinoks İçin Şarkı), 1973’te “Nocturne” (Geceye Özgü), 1974’te “Sécheresse” (Kuraklık) yayınlandı.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir