(THE HOUSE OF MEVLEVİS OF TOKAT)
Yrd. Doç. Dr. Mehmet BEŞİRLİ
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
Osmanlılar döneminde tarikat olgusu içinde Mevlevilik oldukça önemli bir yer işgal etmiştir. Konya'daki Hanikâh'tan başka Osmanlı ülkesinde muhtelif alanlarda Mevlevihaneler kurulmuştur. Bu Mevlevihanelerde uhrevî hayat ile meşgul olan şeyh ve dervişler, Mevlana'nın ilkeleri doğrultusunda manevî hayatın organizasyonunda görev üstlenmişlerdir. Geçmişte Türk toplumunun yaşam felsefesi ya da sosyalleşmesi sürecinde hayır sahiplerinin rolleri en üst düzeyde olmuştur. Bunlar, mallarını, mülklerini ya da bunlara özgü gelirleri kamu yararına bağışlamış ve bireysel ihtiyaçların giderilmesi başta olmak üzere toplumun bütün katmanlarına faydalı hizmetler götürmüşlerdir. Osmanlılar döneminde özellikle eğitim-öğretimin örgütlenmesinde hayır sahiplerinin kurduğu ve yaşatılmasına yönelik garantiler sunduğu teşekküller arasında tekke ve zaviyeler de vardır. Tokat'taki Mevlevihane de bunlar arasındadır.
Tarikat, Arapça'da "yol" demektir. Ancak bir tasavvuf terimi olarak tarikat, "Allah'a ulaşma gayesini güdenlerin izledikleri özel tarz ve yol, metot, hareket biçimi" olarak tanımlanmıştır.
İslam'ın derin anlamı ve fıkhî sıkıştırmalara girmeden, özel metot ve uygulamalarla bireyin dünyasına ulaşmayı deneyen tarikatlar, bu yolla insanları doğru yola sevk etmeyi amaç edindiklerini ileri sürmüşlerdir. Yani İslam'da tarikat olgusu, kitlelere daha özgün metotlarla yaklaşmak ve bu yolla İslamî yönelişi ve tebliği kolaylaştırmak amacına matuf bir yol olarak da algılanmıştır.
Türklerin Anadolu'ya gelmesinden sonra, burada yayılan sufî tarikatlar hakkında yapılan araştırmalarda, Türk tarikatlarının genellikle Orta Asya kökenli olduğu vurgulanmıştır. Anadolu'nun Türkler'in yerleşimine açılması sonrasında Orta Asya başta olmak üzere başka İslam memleketleri mıntıkalarından birçok derviş nüfus da göç hadisesine katılmıştır. Osmanlı Devleti'nin kuruluş aşamasında da Batı'ya doğru yerleşme ve öncü temsilciler olmaları yanında, muhtelif cereyanların temsilcileri ve muhtelif kökenlerden gelmeleri sebebiyle de farklı ve değişik bir yaşamın temsilcileri olarak telakki ediliyorlardı.
Mevlana Celâleddin Rûmî"(1207-1273) de Konya ve çevresinde mistik yapılanmasını sürdüren sufîlerden biri idi. Mevlana, kurduğu dergahında bünyesine kattığı dervişleri ile bir taraftan tarikatının temellerini oluştururken, diğer taraftan tasavvufa yönelik "Mesnevi" gibi eserler veriyordu.
Osmanlılar döneminde Mevlevîlik de, diğer tarikatlar gibi yayılma ve teşkilatlanma alanı buldu6. Devlet, Mevlevi tarikatını destekleyip, bölgesel alanlarda da yayılmasını teşvik etti7. Bu amaçla Osmanlılar döneminde birçok şehirde Mevlevihaneler kuruldu ve Mevlana'nın öğrettiği ilkeler daha sonraki süreçte de yaşatılmaya devam edildi.
Mevlevihaneler içinde Konya'daki Mevlana Dergâhı önemli bir yer işgal eder. Selçuklu ricalinden Emir Muinüddin Pervâne ile çevresinin maddi yardımları ve Bedreddin-i Tebrizî'nin teknik nezaretiyle binanın yapısal fonksiyonu ortaya çıkmıştır. Mevlana Dergâhı, bir külliyeyi içinde barındırır. XIII. asrın ikinci yarısında kurulan bu dergaha, Karamanoğulları ile Osmanlılar tarafından ilave ve tamirler yapılmıştır8. Varlığını 1925'te çıkartılan tekke ve zaviyelerin ilgasına dair kanuna kadar sürdüren dergah, bugün müze olarak kullanılmaktadır.
XVII. asrın ortalarında bölgeyi gezen Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Tokat Mevlevihanesi'nin önemli bir merkez olduğundan bahsetmektedir. Şehir içindeki önemli yapılardan birinin Hazret-i Mevlana Mevlevihanesi olduğunu anlatan Çelebi, binanın Sultan Ahmed Han vezirlerinden Süğlün Musli Paşa tarafından yapıldığını, bu yapının İstanbul'daki Beşiktaş Mevlevihanesi derecesinde gelişmiş bir merkez olduğunu, etrafının bahçeli, çiçekle donatıldığını ve haftada iki gün ayin yapıldığını belirtir.
Tokat Mevlevihanesi Hakkında Genel Bilgiler
Tokat Mevlevîhânesi üzerine henüz yeterli tetkikler yapılmamıştır. Hasan Yüksel'in "Tokat Mevlevîhânesi"9 adlı makalesi ve tarafımızdan yayımlanan "XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Tokat Mevlevîhânesi ve Gelirleri İle İlgili Sorunlar (The Problems Which Were Related To İncomes Of The House Of Mevlevis Of Tokat İn The First Half Of 19 Th Century" adlı makaleler dışında özgün çalışmalar yoktur.
Tokat'ta bir Mevlevihane'nin bulunduğuna dair ilk bilgilere 1455 tarihli tahrir defterinde rastlanmaktadır. Bu defterde kayıtlı olan Tokat mahalleleri arasında 32 hanelik Mevlevihane Mahallesi de vardır7. 1471 tarihli tahrirde ise, Mevlevihanenin 4 haneye düştüğü görülmektedir ki, bunda Tokat'a gelen Uzun Hasan'ın ordusunun şehri tahrip etmesinin rolü olmuştur11. 1485 tarihinden itibaren ise, Mevlevihane Mahallesi, Hoca İbrahim adı ile anılmaya başlanmıştır.
XVII. asrın ortalarında bölgeyi gezen Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Tokat Mevlevihanesi'nin önemli bir merkez olduğundan bahsetmektedir. Şehir içindeki önemli yapılardan birinin Hazret-i Mevlana Mevlevihanesi olduğunu anlatan Çelebi, binanın Sultan Ahmed Han vezirlerinden Süğlün Musli Paşa tarafından yapıldığını, bu yapının İstanbul'daki Beşiktaş Mevlevihanesi derecesinde gelişmiş bir merkez olduğunu, etrafının bahçeli, çiçekle donatıldığını ve haftada iki gün ayin yapıldığını belirtir.
Tokat Mevlevihanesi, Yeniçeri ağası Muslu Ağa tarafından 1638 tarihinde inşa edilmiştir. "Ashâb-ı hayratdan müteveffâ yeniçeri ağası Muslu Ağa nâm sahibü'l-hayrâtın binâ ve ihyâ eylediği Mevlevîhânesi evkâfından" ibaresinden anlaşıldığına göre, Yeniçeri ağası Muslu Ağa Mevlevihaneyi bina ettikten sonra, şeyh ve fukârâlarının ihtiyaçlarının karşılanması için bir de vakıf teşkil etmiştir. Mevlevihanenin adı kayıtlarda genellikle "medîne-i Tokad'da vâki' Yeniçeri ağası Muslu Ağa Mevlevîhânesi" olarak geçmektedir.
Daha sonra bazı onarım, ekleme ve bezemelerle görünümünde değişiklikler olan Mevlevihane, 19. yüzyıl mimarî özelliklerini göstermektedir. Dikdörtgen planda iki katlı ahşap bir yapı olan binanın, alt katında derviş odaları, ahşap sütunların taşıdığı Bağdadî kubbesi ve ahşap kabartma göbekli bir semâhânesi de bulunmaktadır.
Mevlevihanenin Bugünkü Durumu
Tokat Mevlevihanesi, bugün uzun ve zahmetli çabalar sonucu restore edilmiş bulunmaktadır. Eserin 1997 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restorasyonu başlamasına rağmen, 2003 yılına kadar yeterli ödeneklerin ayrılmamasından dolayı çalışmalar yavaş ilerlemiş, hatta restorasyon çalışmaları durmuştur. 2003 yılından itibaren tekrar başlayan çalışmalar 2005 yılında tamamlanmıştır. Çürüyen ahşap kısımları değişmiş, bina temelini destekleyen perte duvarlar ve derenaj inşa edildi. Yapının iç ve dış duvarlarındaki kerpiç dolgular alınarak, yenileri konuldu ve iç ve dış duvar yüzeyleri kireç sıva ile sıvandı. Yapının tüm ahşap çatısı ve üst kiremit örtüsü değiştirildi. Yapı içindeki ahşap oymalar korumaya alındı. Yapıdaki tüm pencereler, eksik olan kapılar, bozuk durumdaki ters tavanlar yenilendi. Yapıya, alarm, yangın ve elektrik tesisatı döşendi.
Tokat Mevlevihanesi'nin Vakıf Eserleri Müzesi olarak kullanılması, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından karar altına alınmıştır
DİPNOT VE KAYNAKÇA
Tarikatlar Ansiklopedisi, Milliyet Yayınları (Hazırlayan Ahmet Güner), İstanbul 1991, s. 367.
2 Türkler arasından İslamiyet'in yayılmasında Hoca Ahmed Yesevî ve Yunus Emre gibi ilk Türk mutasavvıfların rolü üzerine bk. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, (Gerekli sâdeleştirmeler ve bazı notlara ilâvelerle yayımlayan Orhan F. Köprülü), 4. basım, Ankara 1981.
3 Ömer Lütfi Barkan, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Bir Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve Temlikler I. İstila Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zâviyeler", Vakıflar Dergisi, Sayı 2, Ankara 1942, s. 279-304; Suraiya Faraqhi, "XVI.-XVIII. Yüzyıllarda Orta Anadolu'da Şeyh Aileleri",