Sizin ayrıca gümüş ustası olarak da sanatkârlığınız var, biraz da bu yönünüzden bahseder misiniz?
        Evet. Gümüş ve altın üzerine A'dan Z'ye kadar bilgim var. ( Dur hemen yazma kafamdakileri toparlayayım.) Koca Türkiye'den sanatkâr olarak on iki usta çıkmış.



















Savatlık hakkında bilgi verir misiniz?

       Gümüşün üzerindeki siyah motife savat derler. Eskiden gümüş kemerlerin,  yüzüklerin,  gümüş at eyerlerinin üzerine savat yapardık. Şimdikiler boya yapıyor. Bizim yaptığımız 100- 150 sene çıkmaz.
Evvelce Van ve Dağıstanlı Kuyumcu ustaları bu sanatı yaparmış. Sonradan Tokat'a gelen Dağıstanlı ustalar bu sanatı yaydılar. Bunu da ustam ile çırağı olarak ben Bahattin İSPİRLİ devam ettirdik. Ben bunu yirmi sene evveline kadar yapıyordum. İstesem yine yaparım; fakat bunun modası geçti. Bu yüzden savatlık öldü.
Savat yapmak için; gümüş, bakır, kükürt bunları potalarda eritirdik. Bunları havanda döver, kül haline getirirdik. Ekseriya at eyerlere, gümüş kemerlere, yüzüklere, gümüş taraklara,  bastonlara bunları işlerdik.  Bu savat işini Tokat'ın zengin adamları yaptırırdı.  Eskiden altına değer verilmezdi.  Gümüşten yapardık hepsini. Şimdi de gümüş savatların modası geçince meraklısı da kalmadı bilen de kalmadı, o işte bitti.



Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1933 doğumluyum. Tokat'ın yerlisiyim. Ortaokul mezunuyum. Ortaokulu bitirince kuyumcu çırağı olarak Celal ustanın yanına girdim. Askerden iki yıl önceydi. 1954'de askere gittiğime göre demek ki 1952'de başlamışım. Askerden gelince de kuyumculuk mesleğine devam ettim. Hâlâ elli beş senedir bu iş üzerine çalışıyorum.

Sizi yetiştiren ustalar hakkında bilgi verir misiniz?

       Mesleğim kuyumculuk ustamda kuyumcu ustasıydı. Benim ustamın adı Celal usta idi. Türkiye'de sayılı ustalardan idi.  Benim çıraklık zamanımda Tokat'ta iki meşhur kuyumcu ustası vardı. Birisi benim ustam Celal usta diğeri Süren usta. Süren usta Ermeniydi.  İkisi de iyice ustaydı.















Siz Tokat bileziğini yapan birisiniz, Tokat bileziğinin özelliği hakkında bilgi verir misiniz.?

       Tokat bileziğinin ismi eskiden mengil, kolluk diye geçerdi. Bizim yetiştiğimiz zamanlarda Tokat'ta iki tane ustası vardı. Celal usta ile Süren usta. Onlar bana bu bileziğin yapılışını öğrettiler. Kırk senedir ben bu kolluğu yapıyorum. Tokat'a has Tokat kolluğu diye geçer. Türkiye'de tekten sağlam bir kolluk oluyor. 100- 150 sene takılabiliyor. Yaptıranın torunundan torununa kalıyor.



 
 

Eski ile bugünü karşılaştırdığınızda neler söylersiniz?

       Tokat'ımız şu Türkiye'nin dünyanın cenneti idi. Eski büyüklerimiz cennet Tokat'ın ya altında ya üstünde derlerdi. Tokat iklim olarak, bağlar, bahçeler zümrüt gibi ormanlarla kaplı çok şahane yer idi. Eskiden Malkayası derler, Kaşıkçı Bağları derler, Biskene Bağları derler,  Soğulcak Bağları derler, Çay Bağları derle, Kemer Bağları derler buradaki yetişen sebzeler ve meyveler Türkiye'nin hiçbir yerinde yoktu. Bu bağlarda bahçelerde Naliye armudu, Boynueğri armudu,  Bıldırcınbudu armudu çok meşhur idi. Cizvit eriği, Halil eriği, Süt eriği, çok şahane eriklerdi. Misket elması Tokat'ın meşhur elmasıdır.  Toplandıktan sonra bir sene dayanır.

Amca sizin yetiştiğiniz zamanlarda şimdiki birçok teknolojik imkân yoktu.  Bu kısıtlı ortamda hayat nasıldı?

        Hayatımız çok şahaneydi. Bizim çocukluk zamanımızda iç yağından mum yaparlardı. Fakirler bunu kullanırdı.  Biraz daha zengin olanlar fanus denilen gazyağı ile yanan aydınlatma aracını kullanırdı. Batum'dan "develi teneke" ile petrol, benzin- gazyağı gelirdi.  . Zenginler de onları kullanırdı. Bu "develi teneke" o zaman çok meşhur idi. Fitilli gazyağı ile yanan lüks lambaları vardı..İlk zamanlar  sokakta aydınlatma yoktu akşam olunca herkes evine çekilir, erken yatılırdı. Daha sonraları belediye su ile çalışan santral kurdu. Zengin olanlar elektrik kullanırdı. Fakir olanlarda evlerinde lamba kullanırdı. Hayat güzeldi. Şahane bir hayat vardı. Hapishaneler bomboştu. Şimdiki gibi değildi. Azdık. Hısım akraba birbirine gidip gelirdi. İnsanlar neşeliydi. Televizyon yoktu. Pil ile işleyen radyolar vardı. Fen çok ilerledi. Artık herkes her şeyi biliyor.  
       Tokat'ın özelliğini bitirdiler. Ne bağ kaldı ne bahçe. O güzelim bağları, bahçeleri beton yığını haline getirdiler. Eskiden evler avlulu, avlusunda düğün yapılabilen evlerdi. Tokatlılar eskiden bağlarına bahçelerine at arabaları ve zengin olanları faytonlarla giderdi. Otomobil yok, bilmem ne yok zaten harpten çıkmış fakir idik.

Anlaşıldığı kadarıyla eskiye özlem duyuyorsunuz. Öyle mi?

       Türklük özelliğimiz bir yönden bitiyor. Kökü bu. Eski günleri hatırlayarak oturuyorum. Bağlar, bahçeler, kebap ocakları yanar eey! Daha var söyleyeceğim çok; ama hangi birini yazacaksın. Benden başka bilen de yok.  

       Ustacığım, bize zaman ayırıp sorularımıza cevap verdiğinizden teşekkür ederiz.